Kadın ve Siyaset
“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”ne ithafen;

Yaşasın Kadınlar!!!
Hayatını Yaşa, Hayallerini Yaşa!

Çocukluğunu Yaşa, Olgunluğunu Yaşa!
Okulda Yaşa, İş’te Yaşa!
Sevgiyle, Aşkla, Umutla Yaşa!
Kendi Kararlarını Yaşa!
Saklanmadan Yaşa, Katlanmadan Yaşa!
Susmadan Yaşa, Korkmadan Yaşa!
Kalbinle, Aklınla, Bedeninle, Özgür Yaşa!
Bir Ağaç Gibi Hür, Bir Orman Gibi Kardeşçe Yaşa!
Çeşitli etkinlikler, güzel sözler, temenniler..bir yıl sonra görüşmek üzere hoşçakalın kadınlar eğer yaşıyor ve yaşatılıyorsanız…
İşte siyasetin anlamı burada önem kazanıyor. Yönetim mi, yönetişim mi?Yaşanan tüm olusuzlukların altında demokrasi sorunu, eğitim sorunu, insan hakları sorunu olduğu sürece politik anlayışın kendi özeleştirisini yapması gerekiyor. Siyasi arenada, karar verici mekanizmalarda kadının yeri neresidir? Kotaların arasında sıkışıp kalmak mı, bir yandan feodalizmin kurbanı gencecik kızların, kadınların haberleri arasında eş başkanlık ile eşitliğin sağlandığına inandırılmak mı, bir yandan da din istismarıyla vitrin malzemesi haline getirilmek mi? Hangisi?
Maalesf günümüz Türkiye’sinde hepsi. 1934 yılında Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınmasından sonra o yıllardaki katılımcılığın aksine oransal olarak seçilmiş kadınlarda geriye doğru giden bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddetin artması, çocuk istismarı ve adaletsizliklerin gölgesinde var olma mücadelesi veren kadın için can güvenliği herşeyin üstündedir. Tüm bu olumsuzluklara ekonomik açıdan özgür olamamalarını da eklersek siyaseti düşünecek hali kalmayan kadın ataerkil toplumda zaten ezilmekte, sorunlarıyla tek başına boğuşmaktadır. Ancak;
Kadın erkek eşitliği öncülüğünün mimarı M. Kemal ATATÜRK’ün devrimlerine ve Cumhuriyetimizin kazanımlarına yakışmayan bu haksızlığı yine kadınların azim ve kararlılığı düzeltecektir. Kurtuluş Savaşında olduğu gibi mücadele ruhunu kaybetmeyen Anadolu Kadını, fırsat eşitliği sağlanana dek, gerektiğinde direnerek ve çözüm önerileri ile ülke politikalarının iyileştirilmesi için aileden başlayan, toplum düzeninde devam eden rol modellerin mesajlarının görünür olması, okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin ağırlıklı olması, stk’ların konuyu tek bir ağızdan kuvvetli bir şekilde dile getirmesi için hak arayışını sürdürecektir.
Artık siyaset “oy verme” ve “gerilim” kavramlarını çağrıştırmamalıdır. Partilerinde kadın adaylara yer veren siyasi partilerin de asıl hedefi kadınlardan oy alabilmek kaygısını hafifletmek olmamalıdır. Ön yargılar bitmeli, kadın dayanışması yeterli derecede gelişmeli ve içselleştirilmeli, kadınlar siyaset alanında birbirini desteklemelidir.
SONCA: Biz kadın-erkek hepimiz cumhuriyet devrimleriyle elde ettiğimiz kazanımlarımızı korumakta, aklın, bilimin ve sanatın ışığında geliştirmekte kararlıyız. İnanç ve köken farkımızın sömürülmesine, yurttaşlık bilincimiz ve kimliğimizin çiğnenmesine asla izin vermeyeceğiz.
