Müzik Ve Çocuk Çocuğun Gelişiminde Müziğin Yeri
Çocuk dünyaya geldiğinde, ilk karşılaştığı şeylerden biri, seslerdir. Bir Müslüman çocuğun ilk duyduğu ses, kulağına okunan ezandır. Bu ses, onun maddi ve manevi varlığını etkileyen bir sestir.

Çocuk büyürken, annesinin ninnileri, masalları, sevgi dolu sözleri çocuğu sevgiyle kuşatır. Küçük bir bebeğin sevgi gereksinimini karşılamak için ona ninni söylemek, masal okumak eğitimin gereğidir. Bebekler, doğduktan iki ay sonra ritim farklılıklarını ayırt edebilirler ve sesli uyarılara tepki verirler. Anne/babasının ayak seslerini tanır. Ağlamalarla, ses tonunu yükseltip alçaltarak mutluluğunu ve mutsuzluğunu ifade ederler. Hatta, çocukların şarkı ve mırıldanmalarını dinleyerek, dans ve oyunlara uyma çabalarını izleyerek, müziğe karşı doğuştan duyarlı olduklarını da anlayabiliriz.
Üç-altı ay arasında bebekler, müziğin geldiği kaynağa doğru dönmeye ve bundan keyif aldıkları göstermeye başlarlar. Bir yaş çocuğu, hareketli bir müziğe, elleriyle ve sesleriyle katılmaya çalışır. Aynı müzik parçası tekrarlandığında, tanıyıp aynı hareketleri yapmayı ve aynı sesleri çıkarmayı öğrenir. Birinci yıldaki en belirgin gelişme, müziği seslendirmedir. İki yaş çocuğu, müziği dinlemeyi sever, kendi hareketlerini müzikte var olan ritme uydurma çabasını gösterir. Üç- beş yaşlarında, çocukların kendiliğinden hareketlerle tepki vermekten çok, müziği oturarak dinleme eğiliminde oldukları görülmektedir. Bu özellik, okul öncesi çocuğuna dinleme ve sessiz kalma alışkanlığını da kazandırır. Çocukların, müziğe verdikleri tepkileri artan bir şekilde içselleştirmeleri, bunu, yaratıcı oyun, arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler kurma, dans etme biçiminde kullanmalarıyla okul öncesi dönemde müzik etkinliği zenginlik kazanır.

Müzik, kendini ifade etme becerisini, yaratıcılık zevkini, estetik duygusunu geliştirir; ses ve dil gelişimi ile bilişsel gelişime, soyut düşünmeye katkıda bulunur.
Müzik, zihinsel imgelemeyi ve bu imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir. Müziğin fen ve matematikle çok fazla ortak yönü olduğu düşünülmektedir.
Notalar, solfej, matematik üzerine kuruludur. Piyano çalmak da matematiksel düşünmeye benzer. Hem beyni hem bedeni çalıştıran piyano, notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara, pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturur. Bu da beynin birden fazla bölgesini çalıştırarak çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağlar.
Müzik, bebeği rahatlatırken, zekasının, sosyal becerilerinin, yeteneklerinin, yaratıcılığının ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Doğum öncesi müzik uyarıları dil becerilerini artırmaktadır; bebeğin, yaşama tam beyin gizilgücü ile başlamasına yardımcı olur.
Çocuk, henüz anne karnındayken, seslerden etkilenmeye başlar. 20 haftalık bebeğin müziği duyabildiği, 20 haftalıktan sonra fetüsün müziği hatırlayabileceği ileri sürülmüştür. Anne karnında, annenin kalp atışlarına benzeyen ritmik, melodik müziklerle bebeğin ritim duygusu geliştirilebilir. Anne karnında müzik dinletilmiş iki yaş ve üstü çocukların çoğu tek parmakla notaları çalabilirken, müzik dinlememiş çocuklar tuşlara gelişigüzel vurmaktadırlar.
Doğumdan başlamak üzere, beyin kullanıldıkça hücreler arasındaki bağlar sürekli artmaktadır. Beynin hücreleri arasındaki bağların zenginliği, zeka ve belleği geliştirir.
Müzikle ilgilenen çocukların diğerlerine göre daha başarılı oldukları gözlenmiştir. Müzik, öğrencilerin özgüvenlerinin gelişmesine, kendilerini ifade etme yeteneklerinin artmasına, estetik ve yapıcı düşünme biçimlerinin gelişmesine de katkıda bulunur.
Yedi yaşından önce müzik eğitimi, koordinasyonu artırır, olaylar arasında daha iyi ilişki kurmaya yardımcıdır.
Müzik eğitiminin uzaysal becerilere etkisini inceleyen önemli bir çalışma olan Mozart Etkisi’ne göre, yalnız 10 dakika Mozart dinletilen guruplarda bile uzaysal algılama testlerinde %30’luk bir başarı artışı sağlanmıştır. Aynı araştırmacılar modern müziğin benzer etkileri olup olmadığına da bakmış, ancak hiçbir önemli etki ile karşılaşmamışlardır. Yapılan deneyde 36 lise öğrencisine belli bir süre, her gün 10 dakika boyunca Mozart’ın bir piyano sonatı dinletilmiş, sonuçta çocukların sayısal zekalarında (IQ) bir artış görülmüştür. Aynı gruba dinletilen new age ve dans müziği ise Mozart’ın yarattığı etkiyi yaratmamıştır. Bu etki, zamana göre de değişiklik göstermektedir. 10 Dakika dinlemenin kısa dönemli etkisi varken, uzun bir zaman düzenli olarak dağılan müzik eğitiminin uzun erimli etkisi oluşmaktadır.
Piyano, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracıdır. Düzenli piyano dersleri, çocukların IQ’sunu yüzde 50, hatta daha fazla artırmaktadır. Piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı olacağı gösterilmiştir.
Odaklanma üzerinde etkisi
Odaklanma, başarı için temel bir öğedir. Bunu sağlamanın en iyi yollarından biri müzik eğitimidir. Müzik kendi iç disiplini dolayısıyla ciddi bir dikkat yoğunluğunu gerektirmekte ve yapısı bakımından sürekli bir düzen içermektedir. Müzikle gelişen odaklanabilme becerisi, çocuğun yaşamındaki diğer alanlara da olumlu yansıyacaktır.
Duygusal ve sosyal gelişime etkisi
Her çocuğun, özellikle kendisini en iyi ifade edebileceği müziksel etkinlik türünde, gurupla çalışması kuşkusuz onun sosyalleşmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Örneğin, gurupla söyleme, sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfedeceği, uyum becerisini geliştireceği, işbirliğine dair disiplin kazanacağı türden bir etkinlikken, bireysel çalgı çalması, enerjini olumlu yönlendirebileceği, kişisel doyum sağlayabileceği ve ritim, melodi duygusunu geliştirebileceği türden bir etkinliktir.
Benzer biçimde, çocukların müzik duygusunun gelişiminde sürekli dinleme önemli yer tutar. Bu nedenle derslerde sıklıkla canlı ya da herhangi bir kayıttan dinlemeye zaman ayrılabilir. Bunun ev yaşantısı içinde sürdürülmesinin önemi de büyüktür. Ancak dinleme, yemek yerken, oyun oynarken ya da uyumak için yattığında günlük bir alışkanlık olarak ele alınmalı, çocuk oturup dinlemeye zorlanmamalıdır.
Şarkılardaki soluk belirteçlerine göre nefes alma, solunum kontrolünü ve akciğer gelişimini sağlayabileceği gibi, çalgılarla çalışma, hem büyük ve küçük kasların gelişimini hem psiko-motor gelişimi olumlu etkiler. Bu etkinliklerin gurup içinde sürmesi gelişimi hızlandırır, iletişim becerilerini artırır.
Dil gelişimine etkisi
Sesler, çocuğun dış dünya ile ilk iletişim aracıdır. Çocukta dil gelişimi okul öncesinde gerçekleşir. Bu gelişimi destekleyen en güzel araç şarkılar ve tekerlemelerdir. Sözleri, dili ve duyguları geliştirici olan, ezgileri uygun ses aralığında yazılmış, söz-müzik tümceleri uyumlu, doğru tümceler, doğru vurgulamalarla söyletilen şarkılar ve tekerlemeleri, altı yaştan sonra örgün eğitimde “yazma” öğrenimi izler.
Okulda daha çok müzik eğitimi alan çocukların dil öğrenme yetenekleri normal eğitim görenlere göre daha çok gelişmektedir.
Müzik dalının gerektirdiği beceriler, “Soyut Düşünebilme”, “El-Parmak Becerisi”, “Göz-El İşbirliği”, “Kas Koordinasyonu” ve “Yaratıcılık” tır. Alışılmış olanın dışına çıkabilme, yeni ve değişik fikirler, yöntemler ortaya koyabilme gücü çocuğa, her türlü çalışma alanında özellikle de bilim ve sanat çalışmalarında yaratıcı gücünü ortaya koyma olanağı sağlar.
Çocuk büyüdükçe, çocuğu müzikle tanıştırmak üzere, evde zaman zaman televizyon yerine müzik dinlemek, farklı konserlere çocuğu da götürmek gibi belirli bir program içinde hareket edilmelidir. Uyku öncesi klasik müzikle uykuya geçişi sağlamak, uyumayı kolaylaştırdığı gibi, çocukta müzik ilgisinin gelişimini de sağlar. Ancak, bütün bunları yaparken çocuğu keşfetmek, hangi müzik türüne karşı daha fazla ilgi duyduğunu, müzik kulağı olup olmadığını belirlemek gerekir. Bu nedenle, anne/baba bir yandan model olmalı ve çocuğu müziğe özendirmeli, öte yandan onu, ilgisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışmalı, ilgi duyduğu bir müzik aletini çalması yolunda çocuğu yüreklendirmelidir.
Müzik dinleme etkinliğinde dikkat edilmesi gereken nokta, dinlenilecek müziklerin seçimidir. Yapılan seçimler, çağdaş ve gelişmeye açık nitelikte çalışmaları, çeşitli türleri / formları / ses sistemlerini, evrensel, ulusal müzik, sanat, halk müziği örneklerini içermelidir.
Kaliteli bir eğitimde olması gereken bir başka nitelik de, hayata geçirmedir (yaşantıya katma). Örneğin, okulda koro ile dinleti sunumları ve bireysel konserler verme ya da izleme biçiminde olabilir.
Müzik eğitimi için çocuğun müziğe yeteneği olması gerekmemektedir. Çok yetenekli olmasa da çocuklara biraz müzik öğretmek, onların zekâsını, algılama, öğrenme kapasitesini, koordinasyon kurmasını ve yaratıcılığını geliştirecek, ileride yapacağı meslekte daha başarılı ve kıvrak zekâlı olmasını sağlayacaktır. Müzik eğitimi, daha zeki, daha duyarlı ve daha sosyal bir neslin tohumlarını atmaktadır. Ancak, çocuğun zeki olması için onu piyano başına bağlamak sakıncalıdır. Müziği ona bir oyun gibi öğretmek en etkili yöntemdir.
