Bodrum Dondurmacısı
Bodrum Hotel Spa

Hissesiz Kıssa

İ. Hande EKŞİOĞLU

İ. Hande EKŞİOĞLU

i. Hande Ekşioğlu "Çünkü, içte sanat varsa bir gün ille de taşar." Önce Yıldız Teknik Üni. Şehir ve Bölge Planlama; sonra Istanbul Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat dalı mezunuyum. TRT Gençlik Korosu'nda yedi yıl 1.soprano söyledim. Yurt içi, yurt dışı ustalık sınıflarm, konserlerim, TV-radyo yayınlarım oldu. Duru Tiyatro ve Müjdat Gezen Sanat Merk.'nde oyunculuk ve dublaj çalıştım. İngilizce'den dilimize makale, katalog, dublaj metinleri çevirdim. Atölyemde şan ve piyano öğretiyor; yaş ve dış etkenlere bağlı ses teli yıpranmalarının iyileşmesine yönelik foniatrik danışmanlık veriyorum. Mensubu olduğum vakfın Yaşam Okulu'nda ses sağlığı, eğitimi ve koro sınıfıma gönüllü öğretiyor; konserlerle arya ve şarkılar söylüyorum. Elegan Hayat adlı bloğumda yazdığım "Hayatınızı değiştirmek için kendinizi geliştirmek" makalem, bugünün deyişiyle viral oldu :) Yorumlar ve mesajlardan hayatlara dokunabildiğimi öğrenip mutlandım. Bodrum Festivalleri internet sitesinden Bodrum'un ilhamıyla yaşama dair yeni hikayeler paylaşmak üzere sizlerleyim. Ben gibi sanatsal, memleket gibi çeşitli... Birlikte yenilenelim diye!

Mayıs’ı tam çıkarken yakaladım paçasından. Dur dedim, bensiz olmaz! Kabul buyurunuz efendim…
“Hissesiz Kıssa”
Diyarın birinde bir kadın varmış çok güzel; süzüm süzüm süzülen…! Gözleri kısık. Sanki bakmıyor da bakıyor, çenesi yukarda, başı dik. Çevresinde centilmenler, sen mi varabileceksin yakınına ben mi derdinde.
Bu çok çetrefilli bir süreçmiş. Arenada her gün bir başka güreş. Çünkü kadın çok güzel a, güzellik de başa bela. Hangi centilmen varsa kadının yanına, mutlu olduğu kadar endişelere gark olacak. Yani mesele çoktan kim kimle yenişeceğe döndü de, farkeden kim…
Geçmiş günler, ermiş vakit. Kadın birine varmış. Güllük gülistanlık değillerse de idare ediyorlarmış ki eski rakiplerden biri dedikodu yaymış fısır fısır. Aslı astarı yokmuş a, herkes inanmış! İnsanlar fısıltıyla söylenenleri kolay kabul edermiş.
Hatırımızda olsun vallahi… Bir sözünüzü sorgusuzca belletmek mi istiyorsunuz? Fısıldayın! İşitemeyip iyice yamacınıza yanaşsınlar. Sonra mühim bir şeyden bahsettiğine inandırmak isteyenler gibi yüzünüzü de biraz asın, ciddi görünün… Hop, inandılar! İşte güreşte yenişemeyen birileri böyle yapmış. Uyuyup uyanmışlar ki bir sabah kadıncağızın evliliği ilan edilmesin mi “mutlak butlan”!
Evli uyudu, bekar uyandılar. Üstelik birlikte uyandıklarında artık bekar oldukları için, toplumun bir kesiminin ahlak anlayışına da uygunsuz düşüp ayıplanmışlar. Zavallı koca bir kaç kişiyle dövüşmek istemişse de fısıltının kimlerden yayıldığını kimse hatırlayamamış. İtiraz edecek olmuş, lakin evvelce o kadar çok adam güreşmişmiş ki birbirini alt etmeye, kim haklı kim haksız, kadının alakası kime az, kime yok…? Düğümlerin hiçbiri çözülememiş. Kadın da çekilmiş köşesine… Talipler güreşe devam.
Bu arada kadının güzelliği uzak ülkelere kadar duyulmuş… Güreşenlerin patırtısı süredursun, bir akşamüstü o uzak ülkelerin birinden dört nala gelen bir kovboy, güzel kadını atının terkisine atıvermiş!
Kadının köşesi şimdi boş. Sırmalı yastıklar, atlas örtüler, havada yasemin ve amber karışımı bir rayiha, güreşenlerden sıkıldıkça bir şeyler karaladığı defter… Güreşenler ise dövüşe devam; farketmediler bile yorgan gitti heyyyy!
Ortak değerlerin kişisel hırslara kurban edilmemesini salık veren bir kıssa dökülüverdi benden size. Kadının defterinde ne mi yazıyormuş? 🙂 Güldürmeyin canım okur… Sizce…?
İ. Hande Ekşioğlu 27Nayıs’26

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ